| Kültepe adı, dünya müzelerine ve eski eser pazarlarına dağılan ve “Kapadokya tabletleri” olarak tanımlanan çivi yazılı belgelerin ilk ortaya çıktığı 1871 yılından beri bilinmekte |
Kültepe’yi 1881’de ilk kez ziyaret eden Th. G. Pinches, ilk kazıyı (1893-1894) yürüten ise Ernst Chantre’dir. Onu 1906’da H. Winckler ve H. Grothe’nin yine Tepe’de yürüttükleri kısa süreli kazılar izlemiştir. B. Hrozny 1925’de önce Tepe, sonra ilk defa, Karum'da kazmıştır. Karum’da açığa çıkardığı 1000 tablet bu yazılı belgelerin esas kaynağının Tepe’de değil, aşağı şehirde yani Karum’da olduğunu göstermiştir.
İlk Bilimsel Kazılar
Prof. Dr. Tahsin Özgüç Dönemi Kültepe’de ilk sistemli kazılar Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından 1948 yılında, Türk Tarih Kurumu adına başlatılmış olup, kendisinin 2005 yılındaki vefatına kadar sürdürülmüştür. Prof.Dr. T. Özgüç, yaptığı kazı sonuçlarını hemen yaptığı yayınlarla bilim alemine sunarak Türk arkeolojisine çok önemli katkılarda bulunmuştur. O’nun yaptığı yayınlar, sadece Anadolu tarihini değil, ama ayni zamanda Önasya tarihinin aydınlatılmasını sağlamıştır. Kültepe’de Aşağı Şehir/Karum alanında yapılan kazılar her yıl sürekli olarak gerçekleştirilirken, 1955’de başlanan sitadel/Kanis/Tepe kazıları ise aralıklı olarak 1983 yılına kadar sürdürülmüştür.
Kaniş/Tepe’de sürdürülen kazılarda, beş ayrı kültür çağına ait 18 yapı kati saptanmış olup, en erken yerleşim Eski Tunç Çağı I’e tarihlenmektedir. Kültepe’de hem Kaniş hem de Karum alanında tespit edilen en geç dönem kalıntıları ve buluntuları Selçuklu dönemine aittir. Selçuklu Sultani II. Keyhüsrev sikkesi (639) Karum’da satih toprağının altında bulunmuştur Ancak, Kültepe/Kanis, varlığını ve adini, günümüzden yaklaşık beş asır öncesine kadar korumuştur.
Bugünkü Ankara Etnografya Müzesinde korunan Hicri 1027 tarihli 20 nolu Kayseri Mahkeme sicillerinde, adi Karye-i Kinis olarak kayda geçmistir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder